New Page 1 Piknik organizasyonu düzenlendi     Mehmet ALTAN Gençlerle Buluşuyor!     Umut Gençliği\'nin genel tanışma ve eğitim ribatı düzenlendi     Esenler Belediyesi Turgut Reis Gençlik Ve Bilgi Evinden genç kardeşlerimizi misafir ettik     Feridun Bulut abimizin kabri ziyaret edildi     Hanımlar birimimiz Bahar Şöleni düzenliyor     Hikaye Yarışması Başlıyor     Gündem Analiz Derslerimiz Başlıyor     Yolcu programını misafir ettik     Haftalık ders programı çiğ köfte ikramıyla yapıldı    

20 Mayys 2012 | 29 Cemaziye'l-Ahir 1433
 
flashad

MENÜ

ÜYELİK

 

Kullanıcı Adı

Şifre:

 

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

ANKET

Umut Gençliğinde hangi spor atölyesinin olmasını isterdiniz?
Futbol
Salon futbolu
Basketbol
Voleybol
Hentbol
Dövüş sporları

Sonuçları Göster

SAYAÇ

Bugün 472
Toplam 286288
En Fazla 3271
Üye Sayısı 593

YOLNAME

.: Yazarlar :.

 
Sona Ermeyen Hikaye
12/01/2012 - 13:03
Hikaye Yarışması Birincisi
Edibe Beyza Uysal
 Hiçbir hikaye bittiği yerde son bulmaz, siz sona erdi zannederken yeni bir hikaye başlar ve bir hikayeyi, kalbinizi tam anlamıyla ona açmadan göremezsiniz, inanmanız gerekir ve inanmak bir diğeri gibi olan ama aslında tamamıyla farklı, birbirine hiç benzemeyen hikayeleri gösterir.
 Size anlatacağım hikaye, duyulmamış, yaşanmamış, var olmayacak ya da olmamış bir hikaye değil. Yaşanmış, acı vermiş, gülümsenin değerini anlatan, yaşamak için tekrar bahane bulan bir hikaye…
  Hikayenin en başında iki güzel insan tanıştı, evlendi ve bir çocukları oldu. Çocuk doğdu ve büyümeye başladı böylece hikaye giriş bölümünden gelişme bölümüne girdi. Gelişme bölümünde girişin yarım kalmışlıkları vardı acı veren. O zamanlar küçük çocuk hayatının anlamını aramaya başlamamıştı. Zaten belli başlı somutluklar vardı hayatında, ne olursa olsun seviliyordu, sevmek nedir öğrenmişti, gerçek sevgilerin vazgeçmekle bitebileceğini biliyordu. Bu görerek öğrenilmiş bir bilgiydi, bazı şeyleri öğrenmeniz için yaşınızın çok büyük olması gerekmez gönül gözünüzle görürseniz öğrenirsiniz. Sonra çocuk büyümeye başladı ve küçücük dünyasındaki hikayeleri değişmeye, onu da değiştirmeye başladı. Dünyalar da değişirdi ve hayat bazen başınıza hiç gelmeyeceğini düşündüğünüz şeyleri size yaşatabilirdi.   
 Çocuk, kahramanını kaybetti daha doğrusu kahramanını unutmak zorunda kaldığını hissetti. Paylaşmayı bilmeyen bir çocuğun beraber yaşamadığı babasından iki bebek sayesinde kopması doğal bir durum muydu? Çocuk unutmayı tercih etti. Paylaşmaktansa unutmak mantıklı olandı. Mantık mı? Büyük işi bir kelime, oysa o bir çocuktu ve kendi kararlarını kendisi alabilirdi. Böylece kaderi karar anlarıyla şekillenmeye başladı. İki kardeş ona fazlaydı. Belki de hiç paylaşamadığından elindeki kırıntıların gitmesinden de korkmuştu. Korkmuştu ama hiçbir öğüt onu kararından vazgeçirememişti ve o yaşamaya devam etmişti. Yıllar sonra içinde bir acı belirdi. Bazı şeyleri gönderdiği gibi geri getirebilirdi ve kahramanını bulmaya karar verdi. Bulduğunda paylaşmaya hazırdı ama paylaşacağı çocuklar onun hislerinden haberdar değildi. Onun paylaşma kararı onların hayatını değiştirmedi. Hayat bazen sadece sizin etrafınızda dönmez. Paylaşma kararı da böyleydi işte. Kahramanı tekrar onun oldu ama kardeşlerini tanımasına izin vermediler. Bu onun suçu değildi, iki çocuğu düşündüler ama onu düşünmediler belki de ihtiyacı vardı o ikisine. O da kendisini düşündü. O kararı vermeseydi kardeşleriyle tanışır mıydı? Tanışsaydı bu hikayeyi yaşar mıydı? Hikayesini seviyordu ve düşünmedi bunları. Onlar ayrı yaşadı o ayrı…
Aylar geçti çocuk hayatını değiştirecek bir adım daha attı ve kendi seçimi olmayan bir okula başladı. Yanlış insanlarla tanıştı. Kardeş kelimesinin boşluğunu arkadaşla doldurmaya çalıştı ama anlamadılar ve o çocuk kardeş kelimesini ağzına almadı. Bu zamanda kardeşlikler yoktu. Ensar ve muhacir yoktu. Kimse elindeki son ekmeği de vermez. Kimse kimseye malının yarısını teklif etmezdi. Kardeşlik paylaşmaktı, Allah için sevmekti ama çocuğun yaşadıklarında neden bu yoktu? Annesinin zamanında annesiyle dayısının ve teyzelerinin yaşadığı kardeşlik yoktu. Onlar birbirlerini korurlarmış, severlermiş, beraber ağlarlarmış… Birinin derdi olunca hep birlikte çare bulurlarmış. Annesi az mı taşımış sırtında dayısını. O bunları ve buna benzerlerini görmemişti. Vakitsiz gelen sevilmiyordu, paylaşmak enaniyet meselesi, enaniyet ise aşılmaz duvar olmuştu. Annesinden anneannesinin iş yaparken teyzelerini ve dayısını annesine emanet ettiğinde annesinin isyan ettiğini asla duymadı. Annesinin anlattığına göre kardeş eziyet olamazdı. Sevilirdi. Candı…
 Sonra okul değiştirdi çocuk, yeni yüzler, yeni karakterler.  Arkadaş edindi. Hatalarını tekrar etmemek için unuttu kardeş kelimesini. Hani derler ya aramadığın zaman karşına çıkar diye… Onun da karşısına çıktı. Tanıştılar, birbirlerini sevdiler, beraber umut ettiler, hayaller ortak hayal torbası büyüktü. Yastığa başlarını koyduklarında akıllarına birbirleri gelirdi. Acaba iyiler miydi? Çocuk mutluydu. Arkadaşlık dostuğa dönüşmüşken dostluk neden kardeşliğe dönüşmesin ki? Umutlar vardı. İnanılmış masallar vardı.
Sonra çocuk hayatın anlamını aramaya başladı. Hayatın anlamı ne olabilirdi? Kendisi mi? Arkadaşlarıyla geçirdiği saatler mi? Annesiyle deniz kenarında yan yana okudukları kitaplardaki cümleler mi?
Çocuk aşka özendi, kara sevda istedi, herkes karşı çıktı. Kara sevda ağırdı. Sevdaların gerçek olması için ağır olması gerekmezdi ve çocuk sevdi. Deli dolu sevdi. Kendisi gibi sevdi. Sevdiğini kendisinden daha çok sevdi. Güvendi. Bağlandı. Kördüğümler attı onu ona bağlayan iplere. Umutlar güzelleşti, paylaşımlar arttı ama çocuk korktu. Zaten kardeşlikten yana yüzü zar zor güler gibiydi, zaten iki öz kardeşini tanıyamamıştı, zaten kahramanı hala tam anlamıyla kahramanı olamamıştı. Onu da kaybederse yarım kalmışlıklarının artmasından korktu ama vazgeçmedi. Korkmaktan korkarsın da korkmamış gibi yaparsın ya o da öyle yaptı ve kendisine bir hikaye yazdı. Hikayede korkuları vardı. Bir yıl sonra çocuk sevdiğinin gideceğini hissedince terk edilmemek için kendisi gitti. Sevdiği de arkasını aramadı zaten. İnandığı masallar demiştik ya, çocuk hepsinden vazgeçti dünya acımasızca realistti ve ne kardeşlik ne aşk vardı. İnandığı şeyleri kaybeden her insan gibi o da boşluğa düştü. Elinde ne vardı? Tanışmadığı kardeşleri mi? Umutları mı? Yazdığı masallar mı? Arkadaşlarıyla kurduğu hayaller mi? Hayallerinizi, umutlarınızı ve inançlarınızı kaybederseniz yaşama nedeniniz kalmaz. Onun da kalmamıştı. Dibe vurdu. Hiç dibi gördünüz mü çok genç yaşınızda ya da yaşamasam da olurdu dediniz mi daha yirmili yaşlara bir buçuk yılınız kalmışken? Kaçıp gitmek istedi. Kendisinden kaçarak mutluluğu yollarda bulmak istedi. Kendisine yardım edeceğini düşündüğü tek el, onun elini tutmaktan vazgeçince yardım eli aramayı da bıraktı. Oysa yardım elleri hazırdı. Görmedi. Göremedi. İstediği onlar değildi, onlar da yalandı ama yalan da değildi ve artık dayanma gücü kalmayınca ellerin kendisine uzanmasına izin verdi. Onun için üzülen dostlar vardı. Her birinin ayrı ayrı içi yandı. Her biri onun için bir şeylerden vazgeçti. Kimisi cebindeki son parayla yemek ısmarladı, kimisi açtı bir kitaptan en sevdiği satırları okudu. Kimisi ağlarken gözyaşlarını omzuna akıtmasına izin verdi. Kimisi kendisi için çok önemli olan vaktini onu güldürmeye harcadı. Annesi karnındaki bebeğini düşünmeden ağlaya ağlaya onun için dua etti. Dostlarının her biri feda etti sevdikleri şeyleri onun için. Kuzenleri kardeş gibi sarıldılar ona. Unuttular kendi dertlerini onunlayken, o onlar için daha önemliydi. O belki de bulduğu insanda aradığı aşkı bulamamıştı ama kardeşlik nedir anlamıştı ve kardeşliği görünce kardeşlerine tutunmaya karar verdi. Kardeşi doğmak üzereydi. O onun ümidi oldu. Kardeşine anlatabilirdi. Kardeşinin hayatı boyunca tutunacağı dalı olabilirdi. Yaşaması gerekiyordu. Tutunacak dal ararken dallarını bulmuştu. Kardeşi de bulabilirdi. Önce gitmekten vazgeçti, yoldan önce yoldaş gerekirdi. Yoldaşın oldumu her yol kolaydı. Kardeşlik de yoldaşlık değil miydi? Uzun zaman sonra tekrar yaşamak istedi. Yoldaşlarını bulunca onları gönlüne yerleştirip bir yolculuğa çıktı kardeşine doğru, evine doğru.  Gurbet kötüydü ama insanlarla gönlünde bir bağ olunca kolaylaşmıştı. Yoldaş bulmuştu, gönüldaş… Evine doğru yola çıktığında kardeşini düşündü. Büyünce ona anlatacaklarını düşündü. Gözlerinden akan deryaları silip gözlerinde gülümsemeler oluşturacağını düşündü. Annesinin karnında umreye giden ve ablasına orada derman olabilen doğmamış can parçasını düşündü.
 Eve vardığında defterlerini karıştırırken yazdığı bir hikayeyi buldu. Okuduğu hikayenin kahramanları çoktu, gerçi on parmağının onu kadar bile yoktu ama yürekleri kocamandı ve hikayede kendisini düştüğü çukurdan çıkarmışlardı. Hikayenin sonunu okudu. Herkes gitmişti ama birbirini Allah için seven dostlar kalmıştı. Kendi hikayesini zaten bir yıl öncesinden bilmeden yazmıştı. Gülümsedi kendine, inandığı masallar hala vardı. Aile bağları vardı, umut vardı, yaşamak güzeldi ve kardeşlik gerçekten vardı. Ensar ve muhacir döneminde yaşananlar gibi olamazdı dönem değişmişti, hayat standartları farklılaşmıştı. Annesinin yaşadığı dönemdekini bulamazdı çünkü insanlar değişmişti. Hz. Ebubekir ile Hz. Muhammed arasındaki kardeşliği arasa da bulamazdı. O şartlar artık yoktu. Yaşananlara göre karşına çıkan başka kardeşlikler vardı. Dost eli hala vardı. İnsanlar hala komşularını düşünebiliyorlardı, vapurdaki çocuk annesinden aldığı çikolatayı yanında ona bakan çocuğa verebiliyordu. İnsanlar hala iman bağıyla bir araya gelebiliyordu. Dünya da silahlar hala var olsa da kardeşlik de vardı ve bir gün gerçekten silahlar susabilirdi. Sadece insanların yüreklerine bakması bunun için yeterdi. İnsanlar zalim de olsalar mazlum da olsalar hala kardeşlerine yardım edebiliyorlardı. Mevlana ve Şems hala insanların gönlündeydi. O aşk, o kardeşlik hala yaşanılabilirdi. İnsanlar değişse de umutlar ve hayaller çok değişmemişti. İnanılan masallar hala vardı. Yaşamak için hala umut vardı ve gülümsemek için hala bir neden vardı. Sevginin olduğu yerde inanılarak bakılırsa kardeşlik de vardı. İnanmazsanız göremezsiniz ve çocuk inandı. Aşka, aileye, kardeşliğe… Yazar hikayenin sonunda gökten üç elma düşürmedi. Eğer düşürseydi o üç elmayı da paylaşırlardı çocuk ve kardeşleri. Hikaye burada bitti.
 Bir gece yarısı bir genç uykusundan uyandı ve titreyen ellerle uzun süre önce bıraktığı kaleme sarıldı ve bir hikaye yazmaya başladı. Bu hikaye onun hiç tanıyamadığı çocuklar ve aralarında kan bağı olmasa da tüm haşmetiyle göğüslerinin ortasında yürek bağlarını taşıdığını bildiği insanlarla ilgiliydi, bu hikaye benim hikayemdi ve hiçbir kurgusal hikayenin yaşanmışlıkların verdiği gerçekliği ve sizin yaşadıklarınızı anlatmadığını bildiğim için bu hikayeyi yazdım. Her insan bir hikayedir, kaderini kendi seçimleriyle belirler ve hikayesinin kurgusunu oluşturur. Benim hikayem de benim tercihlerimden oluştu. Benim hikayem kurgudan öte yaşadıklarımdan oluştu, kendi sancılarımdan oluştu, kahramanları benim kardeşlerimdi ve benim umudumdu. Ben hem kendi hikayemin kahramanıydım hem de onların hikayelerinin kahramanı oldum ve onlar da benim gibi hem kendi hikayelerinde hem de benimkinde yer aldılar. Bizim bağlarımız gemici düğümü gibi güzel görünen ama kolay açılan bağlardan olmadı. Kördüğüm gibiydi ve bu bağlar bana yaşam gücü verdi bu hikayeyi yazmam için inanç verdi. Onlar bana inandı, hikayemize inandı ve her biri bizim hikayemize dair bir hayale kapıldı. Ben de kendime inandım. Yazdım. Her hikayenin, hikayesi vardır ve benim hikayem belki de bir çok insanın hikayesini değiştirir. Hiçbir hikaye sona ermez, tam bitti derken yeni bir hikaye karşınıza çıkar…

531

 

 

YORUMLAR

YAZARIN DİĞER YAZILARI

12/01/2012 - 13:03 Sona Ermeyen Hikaye
 
 

YAZARLAR

İki Kardeş...

SON MAKALELER

Eylem Yoksulu

İki Kardeş...

Sona Ermeyen Hikaye

On Altımdayken

'' Nur'a açılan kapı.. ''

Şekva Eyleme

Bir Yığın Söz Bulutu

YORUMLANANLAR

Hz Muhammed'in Hayatı Bil
İngiliz asıllı Müslüman yazar Martin Lings'in kaleme aldığı "Hz Muhammed'in Hayatı" kitabından yapıl

2. Geleneksel Şehir Dışı

Umut Gençliği Bülteni

Online Bilgi Yarışması Ba

Bilgi Yarışması Tamamland

Umut Gençliği Eski Koordi

Umut Gençliği Şehirlerden

Hikaye Yarışması Sonuçlar

Copyright © 2009 UMUT GENÇLIGI
Tasarim:Fida Ajans - Kodlama:Networkbil