New Page 1 Piknik organizasyonu düzenlendi     Mehmet ALTAN Gençlerle Buluşuyor!     Umut Gençliği\'nin genel tanışma ve eğitim ribatı düzenlendi     Esenler Belediyesi Turgut Reis Gençlik Ve Bilgi Evinden genç kardeşlerimizi misafir ettik     Feridun Bulut abimizin kabri ziyaret edildi     Hanımlar birimimiz Bahar Şöleni düzenliyor     Hikaye Yarışması Başlıyor     Gündem Analiz Derslerimiz Başlıyor     Yolcu programını misafir ettik     Haftalık ders programı çiğ köfte ikramıyla yapıldı    

20 Mayys 2012 | 29 Cemaziye'l-Ahir 1433
 
flashad

MENÜ

ÜYELİK

 

Kullanıcı Adı

Şifre:

 

Kayıt Ol - Şifremi Unuttum

ANKET

Umut Gençliğinde hangi spor atölyesinin olmasını isterdiniz?
Futbol
Salon futbolu
Basketbol
Voleybol
Hentbol
Dövüş sporları

Sonuçları Göster

SAYAÇ

Bugün 420
Toplam 286236
En Fazla 3271
Üye Sayısı 593

YOLNAME

 
İZ BIRAKANLAR  

2012-05-20 / 11:19

Habbab İbn Eret

Bookmark and Share

Onbeş yaşında müslüman olmuş bir insanın dünyada kendisinden başka beş kişi müslüman iken işkencelere sabredebilmesi imanının ve dine bağlılığının en önemli göstergesidir. Altmışüç yaşında bir ihtiyar iken ve acılar içerisinde kıvranırken ölümüyle bir sünneti ihya etmeyi düşünmesi, onun Hz. Peygamber (s.a.s)'ın sünnetine de ne kadar bağlı olduğunun en güzel delilidir.

İslâm ile şereflenen ve İslâm'a girdiği için müşrikler tarafından işkence edilen ilk sahabelerden biri.
Nesebi; Habbâb b. Eret b. Cendele b. Sa'd b. Huzeyme b. Ka'b b. Zeyd. Temim kabilesinden, küçükken esir edilerek Mekke'ye getirilmiş Huzâalı Ümmü En'mâr'ın kölesi, Zühre oğullarının anlaşmalısı.
İslâm ile şereflenen ve Allah için işkence edilen ilk müslümanlardan olan Hâbbab b. Eret müslüman olduğunu açıkladığında ilk işkence edilen sahabeler arasında idi. İlk Müslümanlar; Hz. Peygamber (s.a.s), Hz. Ebû Bekir, Habbâb, Suheyb, Bilâl, Ammâr, Sümeyye (r. Anhûm)dir. Hz. Peygamber ve Ebû Bekir, kendi aileleri tarafından nisbeten korunmuş ancak Mekkeli olmayan diğer dört kişi müşrikler tarafından şiddet ve baskı ile yıldırılmaya çalışılmıştır. Bu insanlar kızgın güneş altında demir zırhlar giydirilerek ölesiye işkence edilmişlerdir. Habbâb bu işkencelere sabrederek kâfirlerin Hz. Peygamberin risâletini inkâr etmesini istemelerini reddetmiştir (İbnu'l-Esir, Üsdü'l-Ğâbe II, 114).
Hz. Habbâb (r.a) Medine'ye hicret edince Hz. Peygamber (s.a.s) onu Cebr b. Atik ile kardeş yapmıştır. Hz. Ebû Bekir'in vefatından sonra, Hz. Ömer'den izin alarak Kûfe'ye cihad için gitmiş, hicri 37 tarihinde şiddetli bir hastalığa tutulmuştur. Hastalığın şiddetinden günde yedi defa başını dağlatan Habbâb, hastalık anında acı içerisinde "Hz. Peygamber (s.a.s) biri ölümü temenni etmekten alıkoymasaydı temenni ederdim" demiştir. Oğullarına kendisinin Kûfe dışına gömülmesini vasiyet eder ve Kûfe'nin dışına gömülmesi durumunda Hz. Peygamber'in sahabîsi oraya gömülmüş diye insanların ölülerini kendisinin etrafına gömeceklerini söyler. Öldüğünde altmış üç yaşında olan Habbâb (r.a) yirmibeş yaşında hicret etmiş, muhtemelen onbeş yaşlarında bir delikanlı iken İslam ile şereflenmiştir (İbn Hacer, el-İsâbe, I, 416; İbnü'l Esîr, Üsdü'l-Gâbe, II, 116).
Onbeş yaşında müslüman olmuş bir insanın dünyada kendisinden başka beş kişi müslüman iken işkencelere sabredebilmesi imanının ve dine bağlılığının en önemli göstergesidir. Altmışüç yaşında bir ihtiyar iken ve acılar içerisinde kıvranırken ölümüyle bir sünneti ihya etmeyi düşünmesi, onun Hz. Peygamber (s.a.s)'ın sünnetine de ne kadar bağlı olduğunun en güzel delilidir.
Mekke döneminde, sırtına ateşte kızdırılmış taşlar yapıştırılmış, sırt yağlan eriyinceye kadar sırtında tutulmuş, yine imanında sebat etmiştir. Demircilik ile meşgul olduğundan, efendisi Ümmü Emmâr demiri ateşte kızdırır Habbâb'ın başını dağlardı. Hz. Peygamber Habbâb'a uğrar onunla sohbet ederdi. Onun halini görünce: "Allahım Habbâb'a yardım et" diye dua etmişti. Bir müddet sonra Ümmü Enmâr şiddetli baş ağrılarına tutulur, köpek gibi bağırmaya başlar. Ona başını dağlatmasını tavsiye ederler. Habbâb demiri ateşte kızdırır ve kadının başını demirle dağlar (İbnu'l-Esîr, Usdü'l-Gâbe, II, 115).
İşkencenin dayanılmaz bir hal aldığı, müşriklerin şiddetli baskı yaptıkları bir zaman Habbab Kabe'nin gölgesinde örtüsüne bürünmüş oturan Hz. Peygamber'in yanına geldi; "Allah'a bizim için dua buyurmaz mısın" dedi: Hz. Peygamber yüzü kıpkırmızı halde doğruldu, şöyle buyurdu: "Sizden önceki ümmetlerde bir adam demir tarakla taranır ve sinirleri kemiğinden sıyrılırdı da bu işkence onu diniden döndürmezdi. Testere başının saç ayırımına konur ve iki parçaya bölünürdü; bu da o adamı dininden döndürmezdi.   Habbab(r.a) Peygamber Efendimizden Sabır Hususunda Dua İstemesi Üzerine Peygamber Efendimiz de Ona  ‘’İnsanlar Yalnızca ‘’iman ettik’’ demekle,sınanıp denenmeden  bırakılacaklarını mı sanıyorlar?’’(29/2) Ayet-i Kerimesini Okumuştur. Allah muhakkak bu dini tamamlayacaktır. San'â'dan kalkan yolcu Hadramevt'e içinde Allah korkusundan başka hiç bir korku olmadan gidebilecek" (Buhârî, Menâkıbu'l-Ensâr, 29). Bütün bu işkencelere katlanan Habbâb bir gün halinden şikâyetçi olmamış, İslâm'ın zafer yıllarında, çektiği işkenceleri reklam ederek insanların teveccühünü kazanmaya çalışmamış, mükafatı yalnızca Allah (c.c.)'dan istemiştir. Hz. Ömer (r.a.) hilâfeti döneminde Habbab'a "Allah yolunda çektiğin işkenceleri bize anlat ey Habbâb!" demesi üzerine sırtını açar gösterir. Hz. Ömer "Bu güne kadar bu derece harap olmuş bir sırt görmedim" der. Habbâb (r.a) "Sırtımda ateş yakarlardı, derimden çıkan yağlar ateşi söndürürdü" der. Bazen de ateşte kızdırılmış taşlar sırtına konur derisinin yağları soğutuncaya kadar tutulurdu. Bunun için sırtı yumurta büyüklüğünde oyuk oyuk idi (İbnu'l Esîr, Usdü'l-Gâbe, II, 115).
Bütün bu işkencelere rağmen İslâm'ı tebliğden geri kalmazdı. Tâhâ suresinin bazı ayetlerini Hz. Ömer'in kızkardeşinin ailesine öğretirken Ömer içeri girmiş; onların hallerindeki samimiyet Ömer'in müslüman olmasına vesile olmuştur.
Zühd ve takvası ile gerçekten örnek olan Habbâb, ihtiyarlık döneminde İslâmın ilk yıllarında ölmediğine hayıflanır durur, şöyle derdi: "Hz. Peygamber ile sevabını Allah'tan dileyerek hicret ettik; Allah indinde bir mükâfaata hak kazandık. İçimizden kimi bu mükâfaat bu dünyada almadan göçtü gitti. Mus'ab b. Umeyr onlardandır... Birden kimileri de meyvelerinin olgunlaştığını gördü ve bunları topladı. İslâm'ın zafer yıllarını gördü ve müslüman olmasından dolayı dünya nimetlerinden istifade etti" (Buhârî, Menâkıbu'l-Ensâr, 45).
Habbâb (r.a)'ın ilim talebeleri; Oğlu Abdullah, Ebû Ma'mer, Kays b. Ebî Hâzım, Mesruk ve diğer Tabbiîn imamlarıdır. Oğlu Abdullah da Hz. Peygamber'i görmüş ve babası yoluyla ondan hadîs rivayet etmiştir.
Habbâb hastalığı nedeni ile Sıffin'e katılmadı. Sıffin dönüşü Hz. Ali, Kûfe dışında yedi kabir görüp, bunlar nedir? diye sordu. Etrafındakiler Habbâb'ın öldüğünü ve Kûfe dışına gömüldüğünü söyleyince Hz. Ali (r.a) şöyle dedi: "Allah Habbâb'a rahmet etsin. İsteyerek coşkuyla müslüman oldu; Allah'ın emrine itaat ederek hicret etti; hayatı boyunca mücâhid yaşadı; bedenine çektirilen işkenceler ve hastalığı ile imtihan edildi. Allah güzel amel işleyenin amelini zayi etmez" dedi. Kabrine yaklaşarak şöyle dua etti. "Ey mümin ve müslümanlar diyarı! Allah'ın selâmı üzerinize olsun, siz bizden önce yerinize ulaştınız, biz de inşâallah kısa zamanda size katılacağız. Allah'ım onları ve bizi mağfiret et. Bizi ve onları affet. Ahireti düşünüp onun için amel eden, az ile kanaat eden, Allah (c.c)dan razı olan kullara müjdeler olsun" (İbnü'l-Esîr, Usdü'l Gâbe, II,144-117; İbn Hacer, el-İsâbe, I, 416).

Şimdi Aynayı kendimize çevirdiğimizde Habbab(r.a.)’ın çektiklerine gösterdiği sabrın ve imanının ne kadarını  görüyoruz ..İnancımız ve davamız adına katlandığımız sıkıntılarla Efendimiz’in Habab(r.a)’a söylediği sözleri yan yana getirebiliyormuyuz..
Yoksa bizim uğruna sıkıntılar çekeceğimiz davamız yokmu,yoksa inancımızın sıkıntılarına katlanıcak sabrı dahi barındırmıyormuyuz yüreklerimizde..

Peki Bizim Bir konudan Hemen Caymamız Bir Zorluğu Görünce Geri Vitese Takmamız ne oluyor? Habbab(r.a) O kadar Eziyet Çekmesine Rağmen Bir gün Böbürlenmemiş Ve de Tebliğden Asla Vazgeçmemiş… Unutmayın ki Habbab(r.a) Bu eziyetleri Çeker iken 15 yaşında idi...15 yaşındaki Bir Gencten Bahsediyoruz… Kemale Ermiş Bir insandan Değil…

Bütün Bunlardan Sonra Kendimize Bir sormalıyız Habbab(r.a) ın Bu ümmet İçin, Tebliğ için çektiklerine Ne kadar layıkız?... Hak ediyor muyuz ?....

‘’Yoksa siz Sizden öncekilerin Başına Gelenler Sizin de başınıza Gelmeden Cennete Gireceğinizi mi sanıyorsunuz ? Onların Başına öyle şiddetli zorluklar,Öyle Boğucu darlıklar geldi ve öylesine daraldılar ki ,Mü’minler birlikte Elçi de ‘’Allah ın Yardımı ne zaman gelecek’’ diye Feryat ediyordu.

Yorumlar

Toplam 0 Yorum Yapılmış

Henüz Yorum Yapılmamış

Kategorideki Diğer Haberler

Musab Bin Umeyr (R.a)

Abdullah B. Mes'ud

Hz Zeyd B.Sabit (R.Anh)

Habbab İbn Eret

 

YAZARLAR

İki Kardeş...

SON MAKALELER

Eylem Yoksulu

İki Kardeş...

Sona Ermeyen Hikaye

On Altımdayken

'' Nur'a açılan kapı.. ''

Şekva Eyleme

Bir Yığın Söz Bulutu

YORUMLANANLAR

Hz Muhammed'in Hayatı Bil
İngiliz asıllı Müslüman yazar Martin Lings'in kaleme aldığı "Hz Muhammed'in Hayatı" kitabından yapıl

2. Geleneksel Şehir Dışı

Umut Gençliği Bülteni

Online Bilgi Yarışması Ba

Bilgi Yarışması Tamamland

Umut Gençliği Eski Koordi

Umut Gençliği Şehirlerden

Hikaye Yarışması Sonuçlar

Copyright © 2009 UMUT GENÇLIGI
Tasarim:Fida Ajans - Kodlama:Networkbil